Disleksi, çoğumuzun duymuş olduğu ve az çok fikir sahibi olduğu bir terimdir. Ancak disleksi ile ilgili birçok yanlış anlaşılma ve tartışma mevcuttur. Her gün birçok ebeveyn, çocuğunun disleksi tanısı aldığını öğrenmekte ve endişelenmektedir. Ebeveynler kendilerine, ‘Bunu daha önce fark edebilir miydik?’, ‘Bu durumun çocuğuma sosyal ve duygusal etkileri nelerdir?’, Çocuğumuzun eğitim ve gelişimine ne gibi etkileri olabilir, sınavlarını nasıl etkiler?’, ‘Disleksi tam olarak nedir?’, ‘Çocuğumuza nasıl destek olabiliriz?’ gibi sorular sormaktadırlar.

İçindekiler
Uluslararası Disleksi Derneği (International Dyslexia Association-IDA)’nin tanımına göre disleksi, nörolojik temelli bir özel öğrenme güçlüğüdür. Kelimelerin doğru ve akıcı bir biçimde tanınmaması ve kelimelerin yazılışında ve çözümlenmesinde zorlanma özellikleri ile kendini göstermektedir. Bu güçlükler, genellikle dilin seslere ilişkin bileşenindeki bir eksiklikten kaynaklanmaktadır. Bu eksiklik, diğer bilişsel becerilerin ve sınıfta etkili bir öğrenme ortamının yokluğunda genellikle beklenmedik bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. İkincil sonuçlar arasında okuduğun anlamada güçlük ve kelime bilgisi ve temel bilgilerin gelişmesini de engelleyen yeterince okuma yapmama da sayılabilir.
Disleksi terimi, okuma ve yazmayı öğrenirken sorun yaşayan çocukları tanımlamak için uygun şekilde kullanılabilir; genellikle temel düzeyde okuma ve heceleme yeteneği oluşturulduğunda, akıcı okuma ile ilgili sürekli sorunlar vardır.
Okuma, insanlarda doğal olarak gelişen bir beceri olmadığı gibi insan hayatında kazanılan en karmaşık becerilerden birisidir. Ek olarak okuma, hassas görsel, işitsel ve zihinsel süreçleri içermektedir. Okumayı öğrenmenin gerçekleşmesi için bilişsel, dilsel gelişim ve genelde dışardan destek gerekmektedir.
Disleksi tanısı almış çocuklar ve gençler, girdi, bilişsel işlem ve çıktı aşamalarında zaman zaman zorluklara dönüşebilen farklılıklara sahip olabilmektedirler. Bu farklılıklar, genellikle yazıyla ilişkili gibi görülse de öğrenmenin farklı alanlarını da etkileyebilmektedir.
Disleksi, okuma becerisindeki güçlükten daha fazlasını içermektedir. Sözel yönergelerin anlaşılması ve takip edilmesi, doğru ve akıcı okuma ve yazılı bir ürün oluşturma da dahil olmak üzere öğrenmeyi birçok alanda etkilemektedir.
Özel Eğitim Nedir? Kimler Özel Eğitime İhtiyaç Duyar?
Yukarıdakilere ek olarak;
Yukarıdakilere ek olarak;
Disleksili bireyler, bu belirtilerinin tamamını göstermeyebilir. Ek olarak bazı durumlarda belirtilerden iki ya da üç tanesi, kapsamlı bir değerlendirmenin yapılması için yeterli olabilmektedir.

Disleksi denildiğinde akla gelen iki popüler yanılgının mevcut olduğu dile getirilmektedir. Bunlardan ilki, disleksili bireylerin kelimeleri ve cümleleri tersten gördüğü ve okuduğu yanılgısı olmaktadır. Disleksili bireyler, bütün heceleri ve kelimeleri tersten algılayıp okumazlar. Sadece bazı heceler ve harfler arasındaki farkı algılamakta güçlük yaşamaktadırlar. Bu yanılgı ile birlikte disleksinin kökeni ile ilgili yanlış yorumlar gelişmektedir ve bu güçlüğün tıbbi bir tedavi ile iyileşme göstereceğine inanılmaktadır. Ancak, disleksinin çözümü eğitsel yöntemlerde aranmalıdır. Bu bireylere verilen eğitimle disleksili bir çocuk, tüm okuma problemlerinin üstesinden gelerek disleksiden kurtulamaz. Aynı zamanda disleksi, yetişkin çağlarda da farklı problemlerle kendini gösterebilmektedir.
İkinci yanılgı ise disleksinin geçici bir durum olduğuyla ilgili olarak belirtilmektedir. Fakat iyi bir eğitimle tedavi edilen bireyin, problemlerini en az seviyeye indirdiği tanımlanmaktadır. Ek olarak burada kişiye verilecek olan eğitimin kalitesi önemli olmaktadır.
Eğitimciler ve ebeveynler tarafından doğru bir biçimde tanınan disleksi, bireylerde erken teşhisi daha olanaklı bir hale getirecektir. Aynı zamanda doğru vakitte teşhis edilen bu tanılama sürecini, alanında uzman eğitimciler tarafından verilecek eğitsel tedavi süreci kişideki problemlerin üstesinden gelmesine olanak sağlayacaktır.
Balcı, E. (2019). Disleksi Hakkında Gerçekler: Disleksi Nedir ve Ne Değildir?, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi 1 Haziran 2017 Cilt 19 Sayı 1 (1-17)
Lyon, G. R., Shaywitz, S. E., & Shaywitz, B. A. (2003). A definition of dyslexia. Annals of Dyslexia, 53(1), 1–14.
Reid, G. (2020), Disleksi, Ebeveynler ve Yardım Edenler İçin Kapsamlı Bir Kılavuz, s. 1-37 Çeviri editörleri: Mustafa Alperen Kurşuncu, Selen Demirtaş Zorbaz, Nobel Yayıncılık, Ankara
Salman, U., Özdemir, S., Salman, A., Özdemir, F. (2016), Özel öğrenme güçlüğü “Disleksi”, FNG & Bilim Tıp Dergisi 2016;2(2):170-176, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı, Malatya, Türkiye
Snowling, M. J., Hulme, C., & Nation, K. (2020). Defining and understanding dyslexia: past, present and future. Oxford Review of Education, 46(4), 501–513.

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü