Bazı ilkokul çocukları oyunlardaki rekabetçilikte zorlanabilmektedirler. Kaybetmeye tahammül gösteremeyebilir veya çok az kazanan olabilmektedirler. Bu durumlarda ise ebeveynlerin ve öğretmenlerin tartışmaları çözmekte zorlanmaları mümkün olabilmektedir. Yoğun rekabetten kaynaklanan incinmiş duyguları hafifletmekte ve bu duyguları tamir etmekte yetersiz kalabilmektedirler.
Bazı öğretmenler rekabetçi tüm oyunları alandan çıkarmış olsalar da bazı öğretmenlerin bu tür oyunları oynamanın sosyal etik mantığı, doğru ve yanlış hakkında karar verebilme yeteneğini geliştirdiğini söylemektedirler. Onlara göre bir oyunda her çocuğun bireysel bir amacı vardır: kazanmak. Fakat çocuklar başkalarıyla oyun oynamaktan çok hoşlanırlar, oyunun devam etmesi gibi istekleri bulunmaktadır. Oynamaya devam etmek için, çocuklar diğer oyuncularla kurallar hakkında bir anlaşmaya varmak zorundadırlar. Yoksa oyun bozulur ve akranları oyuna devam etmek istemez. Oyun sürdükçe, bu bireysel arzu ve oyunun devam etmesi için kurallara uymanın devam etmesi gerektiği bilinci birikir. Böylece, oyunlar içinde çocukların kazanmak isteğinin olduğu fakat aynı zamanda grup tarafından konulan anlaşmalara da bağlı kalma ihtiyacını barındıran bir ders olmaktadır. Rekabet içeren oyunlar bireyin sosyal kurallara uymak amacıyla kendi isteklerini askıya aldığı bir alıştırmadır.
Erken Yaşta Başlanması Gereken Sporlar

Çocukların oyunlardan faydalanmaları için oyun oynamanın mutlaka rahat ve eğlenceli olması gerektiği önerilmektedir. Öğretmenler bunu başarmak için oyunları kolaylaştırabilirler. Peki bu nasıl yapılabilir?

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü